suveyda

Kalbin Ortasındaki Siyah Noktadır SUVEYDA

  •  

    Ocak 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « May    
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  
  • a

  • Son Yazılar

‘Bana, ’söyle’ deme. Bugün susmak istiyorum.

Posted by suveyda Mayıs 9, 2007

‘Bana, ’söyle’ deme. Bugün susmak istiyorum. Sözlerimi gönlümün kınına sakladım; söyle, diye üstüme varma. Şayet sana uyar da onları çekip çıkarırsam, el sürenin parmakları doğranır.’ Sükût da bir haldir ve veli seyri sülukun bir yerinde buna uğrar. Halvet zaten sessizliğin yurdudur. Orada beşeri olan susar, İlahi olan konuşmaya başlar. İnsandaki ilahi merkez olan kalbin konuşması sükûttur.

‘Bana, ’söyle’ deme. Sen söyle, sen haber ver ki ben neyim? Hangi göklerin hangi köşesinden bu dünyaya damladım?’ Bu aynı zamanda, ‘ya hayır söyle veya sus’ uyarısının da tevili gibi görünmektedir. Büyükler, ‘dert ağlatır, aşk söyletir’ demişlerdir. Muhabbet olmaksızın söz kemale ermez. Kemale ermeyen söz hayrı taşımaz.

Samiha Ayverdi

Yazı kategorisi: Kısa Kısa | » yorum bırak;

Ben Dilenciyim

Posted by suveyda Mayıs 9, 2007

 

Ben dilenciyimBen dilenciyim Sevgi dilendim sevdiğim den Yürek dolusu Sevdiğim için Mutlu yaşamak için Sevilmek için sevgi dilendim Ben dilenciyim Dostluk dilendim dostum dan Gerçek dost olmak için Zor günde yanımda görmek için Dostum demek için Güvenmek için dostluk dilendim Ben dilenciyim Sohbet dilendim yaren den Tadı şeker gibi, bal gibi Şerbet tadında muhabbet için Paylaşım için duyguları, anıları Yaren olmak için sohbet dilendim Ben dilenciyim İnsaf dilendim zalimden Şefkat dilendim Merhamet dilendim taş yüreğinden Canlar almasın diye can dilendim Yaşama hakkını bilsin diye İnsafa gelsin diye insaf dilendim
iktibas

Yazı kategorisi: Kısa Kısa | 2 Yorum »

Gülay- Teselli

Posted by suveyda Kasım 13, 2006

Yazı kategorisi: Videolar | » yorum bırak;

Al Mendil-Erdal Erzincan

Posted by suveyda Kasım 13, 2006

Yazı kategorisi: Videolar | » yorum bırak;

BEKLEYİŞ

Posted by suveyda Kasım 13, 2006

Gözlerimi kapattım yokluğumda var olan kendimin üstüne. Çığlığımda taşıdım
ellerime sığmayan bensizliği, kızıl sancıların içdökümünde. Rüzgar saçlı bir
yalnızlıkta yandım. Nehirler geçti içimden, içim nehirlerden geçti; talan
edilirken Züleyha´sına aşk düşen bağışlanmış mısralar. Ve şimdi kalbimde adı
konulmamış bir süveydanın ölüm günahları. Ve tufanları avuçlayan ömrümde
Nuh´un ayak izleri.

Adıma küstüm. İsimsizliğimin ölgün kentlerinde vurulup duruyorum, sana hep
altı susuş kala. Hadi konuşsana! Susma gözlerime öyle derin derin.
Kimsesizliğimin kimliğine suret olmayacak mısın yoksa? Aynalarda göremediğim
hükümsüz yüzümü, yüzüne kabul etmeyecek misin? Bak el pençe divan durdum
aşkın önünde, beni biraz daha susarak acıtacak mısın sesimi? Biliyorsun,
rengi mahpus aşkımın mahşere and içen gözleridir sensizlik. Ey boğazıma
kadar battığım yağmur, hadi al beni! Gözbebeklerinde yıldızlar eriten gece,
hadi boğ beni! ´´YAĞMUR GECEDEN AL BENİ´´.

Ey Aşk! Güzellik bile sana meftun değil mi? Düşlerimden başka bir hüzünde
yaktım mı en meczup tebessümleri? Bilsen, çöle kesmiş tenha bir gökyüzü indi
geceme. İçine kan bulaşan tekinsiz uykulara uyudum. Kurak bir intihar düştü
şairliğin yazgısına, yığıldım kaldım ´´bana inmeye korkan SEN
uçurumlarında´´. Sevdiğim! Acıya düşen içine, içine düşen acıya, tufanıma,
rüzgarlığıma yenik geldim. Tutma ellerimi düşeceksin yoksa.

Duru bir gülüş anında saklısın sen, an gibi. Altı harflik susuşun kıyamet
ağrısı dilimde. ´Aşk bitti, yüzümü buldum´ diyenlerin içten pazarlıklı
yalnızlıklarına inat, içimin suretisin. Ellerin yasadışı sevdalarda ıslanan
heyula sensizliğim. Gözlerin gül yaprağında kanayışım. Çek gözlerini
alnımdan. Yazgıma dokunuyorsun!

Benden saklanabileceğim bir İstanbul var mı gözlerinde? Susmaya dair tekmil
suskuları ´´ konuş/sana ´´ dediğinde bozar mı gülüşü yırtılmış kelimeler? Ey
Aşk! Kara kalemlerin aşkına! Ten hummalı saçlarında boğulmalarım yetmediyse
bil ki; kahrolası bu denizler az gelir ağlayışlarıma. Sen hüzün divanında
acının aşkı, aşkın acısı. İşte eşiğindeyim! Aşkın mahrem cinnetlerine sunma
beni sevdiğim. Azalırım.

Ey Aşk! Kalk ayağa ve ağla tutuşuncaya dek! Çünkü anlamını gizleyemiyorum
aşktan…

alıntıdır…

Yazı kategorisi: Alıntı Yazılar | » yorum bırak;

Kalbim Üstüne

Posted by suveyda Kasım 13, 2006

 

Yüregimde kopan firtinayi gönderiyorum sana sevgili, çocuksu
bakislarimin ardindan,
Ellerimi kesen ayazlarimi gönderiyorum sana; askin akip gidisini
seyret diye iç ülkemden iç ülkene.
Her seyi koca bir yokluk gören gözlerimi gönderiyorum sana, yesile
çalan yanindan umut bul diye.
Koca sehri bombos gören kalbimi gönderiyorum sana, içindeki
atesle isit diye.

Bütün mektuplarim geri dönüyor sevgili sehrime, yoksun.
Bu koca yoksunlugun içinde kaybolmussun.
Hayat bizi terk edeli çok olmus, ben aynalarda kaybolmusum, sen
hayallerime bile ugramaz olmussun.
Bir masalmis her sey bir bakmisim uyumussun.
Ne masalin sonunu dinleyecek kadar uyanik kalmayi basarabilmissin,
ne de bana yeni masallar anlatacak kadar âsik olmayi.

Hasret yüklü gemilerim yollarini bulamadi. Ben Leyla’nin cisminde
tasidigim mecnun kalbi ile bir basina kaliverdim ask
diyarinda.
Ne gemilerimi indirecegim sahillerim oldu, ne de karadan
yüzdürebilecek cesaretim.
Ask bitti. Toprak oldu bakislarimda ki umut.

Kalmak, gitmekten vazgeçmektir derdi atam.
Be ne gitmeyi becerebiliyorum topraklarindan ne de yasamayi senin
kurallarina göre.

Isyanlarim var, eylemsiz, sessiz isyanlarim.
Bir gök düslüyorum, mavisi adam gibi mavi , siyahi adam gibi
siyah..
Ama gündüzleri gri bulutlar kapliyor gögümü, geceleri sehrin
isi.
Mavisi griye çaliyor hüzünle gökyüzümün, yildizlari gam
yansitiyor puslu bakislarla.

Her sey bir tebessümünde gizli kaliyor bazen.
Züleyha’ nin gülümsemesi kadar sicak, Yusuf’un durusu kadar
soguk.
Ask sana da bana da ne uzak sevgili.

Simdi sukut limanlarina demirledim gemilerimi.
Sadece bekliyorum.
Günesin dogusunu nasil beklerse yüce daglar, yagmurun
yagisini nasil beklerse çiçekler, öylece hasret gemilerimi
ask denizine indirecegin ani bekliyorum.

“Beklemek sabretmektir”. Dedi ustam, “kalbim üstüne ” dedim,
büküldü boynum.

(alintidir)

Yazı kategorisi: Alıntı Yazılar | » yorum bırak;

KÜLÜN İÇİNDE SAKLI ATEŞ

Posted by suveyda Kasım 13, 2006

Küllenmiş her düşüncenin,her duygunun içinde iyi yahut kötü,acı yahut tatlı,neşeli yahut hüzünlü elbette bir kor sıcaklığı vardır ki,eşelendikçe alevi ortaya çıkar.

Bazen ısıtır bu alev,bazen yakar.Olumlu yada olumsuz bütün hayaller,bütün idealler ve bütün arzular sonuca ulaşmadıkça,hedefini bulmadıkça elbette kül içinde saklı kor gibi sıcak bekler.Küçük bir esinti,azıcık bir savrulma…Bir hatırlama…Küçük bir dokunuş…Hele içinizi bir yoklayın…

Zamanın hızlı akışı,feleğin hızla dönüşü içinde her şey bizim istediğimiz rengi göstermeyebilir,bizim istediğimiz biçimde tahakkuk etmeyebilir.Bağrımızı yırtmanın,yüreğimizi parelemenin,ciğerimizi kan doldurmanın faydası da yoktur üstelik.Bu bir ayrı sınav biçimidir.Tesellisi hep ertelenen bir sınav…

Çoğu insan kendisinin,asıl bulunması gereken yerde olmadığını hisseder.Aslında tam da bulunması gereken yerde olduğunu hiç kabullenmek istemez.Çünkü küllenen hayallerine alevlenmeyi bekleyen nice korlar gömmüştür.Bedel ödemeden,yüreğini tutuşturmadan,kendini yakmadan gelinebilecek mertebelerin elbette bir seviyesi vardır;ve bir de yolları çile ile yürünmüş ve kabullenilmiş makamları…Bütün korların küller içinde gül gül olduğu makamlar…Hayret makamı,aşk makamı,sükunet makamı,teslimiyet makamı…

İşinizde ve aşınızda,sevincinizde ve kıvancınızda,düşlerinizde ve görüşlerinizde tutuşmayı bekleyen korlar yurt tutmuşsa eğer,eskilerin düstur edindikleri şu beyti teselli babında vird edinmenizi tavsiye ederiz: